1838 - günümüz

Pelikan: mürekkep fabrikasından kalem markasına

Hannover'de bir boya ve mürekkep atölyesi olarak doğan Pelikan, kaleme 91 yıl sonra girdi. Amblemin kökeni ve yuvadaki yavru sayısının tarihlendirmedeki yeri.

Kalem markası olmadan önce

Pelikan'ın kurumsal takviminde 28 Nisan 1838 tarihi duruyor; ama o gün ortada ne bir dolma kalem ne de kalem yapma fikri vardı. Hannover'de Carl Hornemann'ın kurduğu şey bir boya ve mürekkep fabrikasıydı — kâğıtla değil, kâğıda sürülen maddeyle ilgilenen küçük bir kimya atölyesi. 1860 dolaylarında işletmede yirmi kadar kişi çalıştığı aktarılır; yani bugün dünyanın en tanınan kalem amblemlerinden birini taşıyan marka, bir fabrikadan çok büyükçe bir dükkân olarak yola çıktı.

Kuruluş yılı konusunda kaynaklarda iki tarih dolaşır: bazıları Hornemann'ın işi fiilen kurduğu 1832'yi, bazıları Pelikan'ın benimsediği resmî tarih olan 1838'i verir. İkisi farklı olayları tarihlendirdiği için çelişki göründüğü kadar derin değil; yine de bir ilanda “1832'den beri” ibaresi görürseniz bunun markanın kendi kullandığı tarih olmadığını bilin.

Bu köken, markanın sonraki bütün kararlarını açıklar. Pelikan kalem üretimine ancak 1929'da, kuruluşundan doksan bir yıl sonra girdi. Bir mürekkep firmasının kalem yapmaya başladığında ilk baktığı yer, mürekkebin kalemin içinde nasıl durduğu ve nasıl aktığıdır — piston dolumun bu markada bu kadar merkezi olması tesadüf değil.

Aynı sebeple Pelikan, rakiplerinin çoğundan farklı olarak kaleme mürekkep tarafından bakan bir firma oldu. Doksan yıl boyunca aynı çatı altında hem mürekkep hem kalem üretmek, ikisinin birbirine göre ayarlanmasına imkân verir; bu, koleksiyon açısından da işe yarar bir bilgidir, çünkü bir markanın hangi problemi çözmeye çalıştığını bilmek modellerinin neden öyle olduğunu açıklar.

Amblem bir pazarlama buluşu değil, aile armasıydı

Kimyager ve fabrika müdürü Günther Wagner 1871'de şirketin başına geçti. 1878'de kendi aile armasındaki pelikan figürünü şirket markası olarak tescil ettirdi; bu tescil, Almanya'nın en eski ticari markalarından biri sayılır. Yani yuvadaki kuş bir reklam ajansının önerisi değil, patronun kendi ailesinden gelen bir figürdür.

Amblemin ayrıntısı zamanla değişti. Yuvadaki yavru sayısı önce üçtü; Wagner'in bir çocuğu daha olunca dörde çıkarıldığı aktarılır. 1937'de grafik tasarımcı O. H. W. Hadank amblemi sadeleştirerek yavru sayısını ikiye indirdi, 2003'teki revizyonda yuvada tek yavru kaldı. Kalem siluetlerinin neredeyse hiç değişmediği bir markada, en çok değişen yüzeyin logo olması ilginç bir tersliktir.

Amblemin bu kadar erken tescillenmiş olmasının bugünkü karşılığı şudur: markanın görsel kimliği, ürettiği kalemlerin hepsinden eskidir. Bir Pelikan'ı elinize aldığınızda kapak tepesindeki figür, gövdedeki her şeyden daha uzun bir geçmişe sahiptir ve tam da bu yüzden koleksiyoncular için ilk bakılan yer orasıdır.

4001 ve kaleme geç giriş

Şirketin ticari omurgasını kuran isim Fritz Beindorff oldu: 1887'de direktör olarak girdi, 1895'te işletmeyi satın alarak sahibi oldu. 1898'de piyasaya çıkan 4001 mürekkebi demir-mazı yapısı sayesinde solmaya dirençliydi ve resmî belgelerde kullanılabiliyordu. 4001 adı bugün hâlâ kullanımda — bir ürün adının yüz yirmi yılı aşkın süre ayakta kalması kalem dünyasında bile ender bir şey.

Belgede kalıcılık, o dönemde ciddi bir teknik gereklilikti. Demir-mazı mürekkepler kâğıtla kimyasal olarak birleşerek solmaya direnç kazanır; bunun bedeli ise kalem içinde daha zorlu bir malzemeyle çalışmaktır. Bir mürekkep firmasının kendi mürekkebini kaldırabilecek bir kalem tasarlamak istemesi, kalem üretimine girme kararının en makul açıklamasıdır.

Dolma kalem üretimine 1929'da girildi. Bu tarih, marka için bir başlangıç olduğu kadar, koleksiyoncu için de net bir sınırdır: bundan öncesine ait Pelikan ürünleri mürekkep ve boya ürünleridir, dolma kalem değildir.

Koleksiyoncu notu: kapak tepesindeki logo tarih söyler

İkinci elde bir Pelikan'ın hangi on yıla ait olduğunu anlamanın en hızlı yolu, kapak tepesindeki logoya bakmaktır. İki şey birden okunur: yuvadaki yavru sayısı ve logonun kazıma mı yoksa baskı mı olduğu. Modern Souverän'lerde kabaca şu sıra izlenir — 1982-1997 arası kazıma iki yavrulu, 1997-2003 arası baskı iki yavrulu, 2003-2010 arası tek yavrulu, 2010 sonrası ise 24 ayar altın kaplama logo.

Bu, tek başına kesin bir tarih vermez ama aralığı ciddi biçimde daraltır ve satıcının anlattığı hikâyeyle çelişip çelişmediğini gösterir. Türkiye'de ikinci elde “1950'ler Pelikan” diye satılan kalemlerin bir kısmı aslında 1980 sonrası M serisidir; logo biçimi ve kapak bandındaki yazı bu ayrımı çoğu zaman tek başına yapar.

Pratik yaklaşım: fotoğrafta kapak tepesinin net bir görüntüsünü isteyin, sonra kapak bandı yazısını ve uç damgasını okuyun. Bu üç veri birbirini tutuyorsa kalemin anlatıldığı dönemden olma ihtimali yüksektir; tutmuyorsa parça değişimi ya da yanlış tanımlama vardır — ikisi de fiyatı etkiler.

Parça değişimi bu markada tek başına kötü bir şey değil, çünkü Pelikan'ın vidalı uç ünitesi onlarca yıl boyunca uç takasını kolaylaştırdı. Önemli olan, satıcının bunu bilerek mi yoksa farkında olmadan mı sattığıdır. “Tamamen orijinal” ifadesini duyduğunuzda hangi parçaların kastedildiğini sorun; gövde, kapak, uç ve piston ayrı ayrı yaşları olabilen dört bileşendir.

Son olarak, bu tarihçe bir ilanı okurken beklenti ayarlamaya yarar. 1929 öncesine ait bir Pelikan dolma kalemi yoktur; o tarihten önce marka mürekkep ve boya üretiyordu. Bir ilanda “1900'lerin başından Pelikan dolma kalem” ibaresi görürseniz, ya tarih ya da ürün tanımı yanlıştır.

Kaynaklar

Son güncelleme: